Angelica Still Wonders



Ni 09

Bang Bang! My Baby Shot Me Down!

Zamanla o ‘öldürebilirim’ hissinin nasıl bişey olduğunu unuttum ama hiç aklımdan çıkmadı öldürmek istemiş olmam. Çünkü derler ya karıncayı bile incitmem, aslında incitirim de öldürmem.. Şaşırmıştım. Demek herkes öldürebilir, buna kanaat getirdim ben.

Amma ve lakin; geçen gün öyle değişik bişey oldu ki sanırım birini öldürmeye karar verdim.
Düşündüm nasıl öldürsem diye. Salih de ‘sen tavuk bile kesemezsin’ dedi. Evet işte olay ordaydı. Kan akıtmadan, kesip parçalamadan öldürmek en iyisiydi.

Bir süre nasıl yapsam diye düşündüm.. Arsenik! Biraz arsenik! Çaya, biraya, meyve suyunaaa.. Gel vatandaş arsenik’e gel.

I-ıh arsenik olmazdı. Zehirlenince ne belirti göstereceği belli olmaz,  otopsi yaparlar, kesin yaparlar..

Siyanürün bir damlası bir fili bile öldürebilirmiş. İçim gidiyor bunları duydukça.. Bir damla siyanür ahh bir damla siyanür..

Arsenikten ne farkı var olmaz.
Hem o zaman hiç bir anlamı da kalmaz.

İyisi mi söz verdiğim gibi yapmalı; kendi ellerimle.
Boğazına yapışmalıyım tüm gücümle sıkmalıyım boğazını. Evet tavuk boğar gibi. Tüm gücümle sıkmalıyım.

Dudaklarının yavaş yavaş morarmasını görmeliyim çok yakından. Gözlerinin beyazlarının giderek kızarmasını.
O gözlerin yuvalarından çıkacakmışçasına açıldığını, hiç kırpılmadığını, o apaçık ve korku dolu gözlerin, o herşeyi başa almak için herşeyi verebilecek gözlerin yalvarırcasına ama nefretle, kinle bana bakmasını, yüzüme irin döker gibi bakmasını, kaçabilse ellerimin arasından beni anında öldüreceğini yemin ederek anlatan o bakışları burnumun dibinde görmeliyim.

Nefes alışının keskinleşmesini, sanki tüm vücudunu havayla dolduracak kadar derin nefes almak isteyen o ağzın hareketsizliğini, morlaşan pembeyi burnumun dibinde görmeliyim.

Tüketmezsem sevdiğim şeyi giderek patolojik bir durum alacak.. Kurban vermezsem aşka seni, nasıl veririm kendimi.. Aşka kurban vermezsem seni, aşk da sevmez ki beni.. Çok seviyorum çok, seni.. En çok da kendimi. Kendimi böyle çok sevdiğim için öldürmek zorundayım, ‘üzgünüm’ tıpkı senin dediğin gibi..

Oscar’ım Wilde’ımdan geliyor:

Yet each man kills the thing he loves
By each let this be heard,
Some do it with a bitter look,
Some with a flattering word,
The coward does it with a kiss,
The brave man with a sword!

Some kill their love when they are young,
And some when they are old;
Some strangle with the hands of Lust,
Some with the hands of Gold:
The kindest use a knife, because
The dead so soon grow cold.

Some love too little, some too long,
Some sell, and others buy;
Some do the deed with many tears,
And some without a sigh:
For each man kills the thing he loves,
Yet each man does not die.

Notes

  1. sehrikalp bunu gönderdi

Next Entry Previous Entry